Anadoluhisarı, Kanlıca arasında bulunan çok harap ve bir çok olumsuz dış değişimlere uğramış Amucazade Yalısının kalan Divanhane'si, XVII. yüzyılda Osmanlı yaşam zenginliği ve zevkinin günümüze kadar gelen göstergelerindendir. Geçirdiği evreler, eski resimlerinden ve çeşitli çizimlerden de açık olarak görülmektedir.

Yalı ve köşk, Nazım Divanı'nda bulunan bir tarih beytine göre 1699 senesinde inşa edilmiştir. Hüseyin Paşa, Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmed Paşa'nın amcasının oğlu olduğu için "Amucazade" lakabıyla anılmıştır. Amucazade Hüseyin Paşa, birçok memuriyetlerde ve Kara Mustafa Paşa ile U.Viyana kuşatmasında bulunmuş, 1687 senesinde sadrazamlığa getirilmiştir.

Yalının 300 yıllık hayatı içinde tarihe geçmiş birçok günleri vardır. 1699 Karlofça Muahedesi'nden sonra, Avusturya'dan sefir olarak İstanbul'a Virmond gönderilmişti. Nemçe sefirine verilen ziyafet en parlaklarından biri olmuştu. Sefirler (o zamanki deyimiyle süfera), arkalarında sayısız kayık olduğu halde, üçyüz kürekçinin çektiği kadırga ile yalıya gelmişlerdi. Çeşitli, spor, hokkabazlık gösterileri arasında çok kalabalık bir saz heyeti de icrayı sanat etmişti.

Bugün tek bir odası kalmış olan yalı köşkünün eskiden arkasında bir sofa ve iki odası daha bulunuyor ve bu haliyle bina Köprülü Yalısı'nın selâmlık dairesini oluşturuyordu. Harem, köşkün 60-70 metre ötesinde ve Hisar tarafında idi. Kargopulo'nun (19.yüzyılın ikinci yarısında çektiği) fotoğrafında iki bina da görülmektedir. Haremlik, fotoğraftan çıkarılacak planına göre: iki katlı, büyük sofalı ve ortalama yirmi kadar odalı idi.

Bu binada da, Hisar'a bakan köşede, on kadar penceresi olan büyük bir kabul odasının bulunduğu anlaşılıyor. Yalının 93 Harbi sıralarında yerleştirilen göçmenler yüzünden harap olduğu ve yıktırıldığından söz ediliyor. Yalı köşkünden yâni selamlık'tan kalan oda "T" şeklindedir. Burada, Boğaziçi'ndeki benzer köşklerde olduğu gibi, her şeyden evvel manzaraya üç yönden açılan bir mekân vücuda getirmek arzusu hakim olmuştur. Divanhane, üç tarafı manzaralı olduğundan, arka duvarı hariç, diğer duvarları kamilen pencere yapılmıştır. Bu durumda pencerelerin normal yükseklikte yapılması, yâni üst kısımlarında cam duvar (alçı baş penceresi) olması halinde mekânın dayanılmaz bir ışık fazlalığı içinde kalması tehlikesi doğmaktadır. Bu sebepten dolayı üst pencereler kaldırılmıştır. Elde edilen neticenin büyüleyici güzelliği, ancak odanın içinde bulunmakla değerlendirilebilir.

Pierre Loti, daha 1910 yılında İstanbul'a geldiğinde: "Boğaziçi Yalıları'nı özellikle Amucazade Yalısı'nı kurtarın" diye feryad etmiş, fakat aldıran olmamıştı. Ancak 1950 'li yıllarda bir kaç dirayetli mimar harabeyi kaldırmışlarsa da bu yeterli olmamıştır.